14 Şubat 2011 Pazartesi

Gelişmeler Altında Mısır'daki Son Durum

            Merhaba arkadaşlar. Bugünkü yazımızda da son gelişmeler altında Mısır’daki durumu analiz edeceğiz. Daha önce Orta Doğu’da Neler Oluyor adlı başlıkta değinmiştik. Burada da son durumu tekrar ele alacağız.

Önce Mısır’da olanları bir özetleyelim; öncelikle ayaklanma 3 haftayı buldu. Fakat kimse Mübarek’in kılına dokunamadı. Dışarıda o kadar bağırıldı tehditler savruldu ancak o kadarla kaldı. Zaten Mübarek de kendi devrinin kapandığının farkında. Kendisinden zalim diktatör olarak bahsedilmesin diye uğraşmakta. Bu nedenle halen Mısır’ı terk etmedi. Edip etmemesi de o kadar önemli değil. Bir şekilde yeni yönetimle anlaşacak. Artık Mısır için yeni bir dönem başlayacak. Ancak isyanın dış kaynaklı olduğu o kadar belli ki yönetim talebinde olan tek bir kişi bile yok. Muhalefet de Mübarek gitsin diyor ama adayları yok. 3 haftanın sonunda Mübarek yetkilerini orduya devrediyor ama ordunun böyle bir talebi yok. Halk hala bir lider arayışı içerisinde. Bu aşamada Türkiye model ülke olarak gösteriliyor. ABD başta olmak üzere pek çok ülke halkın istediğinin yapılmasını istiyor. İsyandan önce Mübarek yanlısı olanlar isyanın başlarında iki tarafa da eşit uzaklık belirlediler. Şimdilerde ise herkes Mübarek’e yükleniyor. Tamam da bu adam 30 yıldır orada. Şimdiye kadar halk neredeydi, demokrasi isteyen diğer ülkeler neredeydi?

ABD de bu olayı Mısır’ın kendi içerisinde halletmesini istiyordu. Başlarda orta yol bulunmasını istedi. Mübarek’in halkın isteklerini dikkate almasını istedi ama halkın istediği Mübarek’in gitmesiydi. O zaman ABD Mübarek’ten vazgeçti ve yerine gelecek olan hükümetle anlaşmak için altyapı hazırlamaya başladı. Şu ana kadar Mısır’la olan ilişkilerinde herhangi bir rahatsızlık yaşamayan ABD için Mısır’ı bir diktatörün yönetmesi veya çok demokratik bir yönetimin olması ilgilendirmiyor. Tek istediği bölgedeki stratejik önemi tartışmasız olan Mısır’ın müttefiki olarak kalması ve bölgedeki politikalarının uygulayıcısı olması. Avrupa ülkeleri için de durum aynı şekildedir. Onlar için de daha önceki bağlantılarının, iş ilişkilerinin zarar görmemesi yeterlidir. Dün bu işi Mübarek sağlıyordu. Ama artık bölgede yeni bir yapılanma gerekiyor. İsrail karşıtlığına dayalı politikaların sonu geliyor. Bölge lideri olarak Türkiye’nin düşünüldüğünden daha önce bahsetmiştik. Bu isyanları da o açıdan görebiliriz. Güçlü ülkeler Türkiye etrafında birleşecek şekilde güçsüzleştiriliyor. Çok başlılık engellenmeye çalışılıyor. Böylece ne yapacağını bilemeyen yeni yönetimler Türkiye’ye koşacaklar.

İran da benzer şekilde Mısır halkının isteklerini desteklediğini söylüyor. Bu da ABD ve Avrupa ile aynı sebepten kaynaklanmaktadır. Yeni yönetime çekici, şık görünmek ve daha önceki ilişkilerini devam ettirmek istiyor. Hatta bir adım öteye gidip Mübarek zamanında yapamadığı bir askeri birliktelik ile İsrail’i çevrelemeyi planlıyor olabilir. Ancak buna bölgedeki güçlerin müsaade etmeyeceği ortadadır. İsrail’in bölgedeki egemenliği kırıldı ancak bölgede yaşamasına izin verilecektir. İsrail konusuna daha detaylı olarak ileride inceleyeceğiz.

İsrail de doğal olarak bölgede istenmediğinin farkında. Tek müttefiki olan Mısır’daki yönetim de değişirse yeni gelecek olan yönetimin muhtemelen Mübarek’in politikalarını devam ettirmeyeceğinin de farkında. Bu nedenle elinden geldiğince isyanı durdurmaya çalıştı. Ancak bu başarılı olmadı ve Mübarek düştü. Bundan sonra artık İsrail bölgede gittikçe güçsüzleşecek.

Bölgedeki gelişmeler konusunda dikkat çeken bir başka durum da ne Rusya ne Çin olaylara karışmıyor. Çok fazla takip etmiyorlar. Bu da bölgede kimlerin söz hakkı olduğunu göstermektedir. Bölgede ABD ve Avrupa arasında çatışma vardır. İstese Rusya da bölgeye girebilir ancak bunu yapmıyor. Neden? Çünkü kendi sınırlarını çizmiş. Bunun dışında kendi politikaları belli. Çin de kendisine yer bulamıyor. Hangi ülkenin kapısını çalsa geri dönüyor. Bu nedenle bu ülkeler bölgedeki gelişmeler konusunda etken rol oynayamıyorlar.

Bölgedeki en önemli rol hiç şüphesiz ki Türkiye’ye aittir. Mısır’ın iç işlerine karışmak istemesek de bir şekilde bölgedeki şartlar bizi buna zorlamaktadır. Bu nedenle Sayın Başbakanımız bir konuşma yapmıştır. Bununla aslında Mübarek’e yol göstermekteydi. Artık devrinin bittiğini söylüyordu. O zaman bunu dinlemeyen Mübarek artık mecburen görevi bırakmak zorunda kaldı. Ve her yerde Mısır ve Orta Doğu için model ülke olduğumuz yazmaya başlıyor. Özellikle yabancı kaynaklı gazete ve dergilerde bu, geniş yer bulmakta. Ben bundan son derece rahatsızlık duyuyorum. Nedeni ise bu gücü biz kendimiz elde etmedik. Bu güç bize sunuldu. Bugün bu gücü bize veren yarın İsrail örneğinde olduğu gibi bizi de kenara itemez mi? Biraz zor olur ama sonuçta yapmak isterse yapar. Bu nedenle çok dikkatli olmamız gerekiyor. Eğer birileri bizi model gösterip bölgeyi bizim çevremizde yapılandırıyorsa bizim politikalarımızı o model gösterenlerin işine gelecek şekilde yapılandırmamamız gerekmektedir. Neden, biz kendi işimize bakalım onlarla ilgilenmeyelim denilebilir. Buna karşı ben de diyorum ki; eğer ki birileri bizim üzerimizden bölge ülkelerini sömürmek istiyorsa sırf güç kazanma isteğimizle buna evet demememiz gerekir. Biz eğer ki Osmanlıcılık güdüyorsak önce halkın refahını sağlamamız lazım. Bunun yolu da batı ile işbirliği değildir. Bizim kendimize yeter kaynağımız bulunmaktadır. Onlar bize muhtaçtır. Bunun farkına varırsak, ki şüpheliyim, o zaman işte batıya karşı güçlü bir şekilde durabiliriz.

Söylemeye çalıştığım şey batıya karşı duyulan nefret değil. Benim söylemeye çalıştığım şey batının mantığının rekabete dayandığıdır. Fakat bizde böyle değildi. Biz birlikte yaşamanın en iyi örneğiydik. Kendisi siftah yaptığı için gelen müşterisini komşusuna göndermekten bahsediyorum. Bunu batıda göremezsiniz. Eğer batının istediklerini yaparsak onlar gibi oluruz. Zaten gidişat o yönde. Bu nedenle dikkatli olmamız gerekmektedir.

Tekrar Mısır’a dönecek olursak bundan sonraki dönemde Mısır’da sakinleşme dönemi olacaktır. Demokratik olarak seçimler yapılacak yönetim kurulacak ve Mısır’ın da yeni sisteme entegrasyonu sağlanmış olacaktır. Daha çok ABD odaklı bir hükümet kurulacak ve Türkiye ile yakın bağlantıları olacaktır. Bu danışıklı dövüş sonucunda da Mübarek hak ettiği emekliliği alacaktır. Gelişmeleri takip edip hep birlikte göreceğiz. Şimdilik hoşçakalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder